Kasım ayı kitabım: Sınırlar

02Kas

Kasım ayı kitabım: Sınırlar

Kasım Ayı Kitabım;

Sınırlar

Dr. Henry Cloud/Dr. John Townsend

Sınırlar, okuduğum kitaplar arasında, benim için klasik, bir hayat dersi kıvamındadır. Kitabın içerisinde hayatımızda baş edemediğimiz sorunlara farklı bir bakışla bakarak gerçeklerle yüzleşmemizi sağlıyor.

Fedakarlık yapmak, verici olmak iyi bir şey midir? Hem kendimize hem de çevremizdekilere olan etkilerine gelin bir bakalım. Sonuçları nasıl oluyor?

Bir psikoloğun anlatımıyla;

“Yirmi beş yaşında bir adamın anne ve babası, bana gelmişler; Benim, oğulları Bilal’i “düzeltmemi” istiyorlardı. Bilal’in nerede olduğunu sorduğumda, “Eh, o gelmek istemedi” diye yanıtladılar.

“Neden” diye sordum.

“Vallahi, sorunu olduğunu zannetmiyor,” diye yanıtladılar.

“Belki de haklıdır” demem, onları şaşırttı; “Anlatın.”

Çok küçük yaşta başlayan, sorunlarla dolu bir geçmişi hikaye ettiler. Onların gözünde Bilal asla

“ uyuşturucu kullanan çocuklardan” olmamıştı. Son yıllarda içki içmeye başlamış, okula devam etme ve iş bulma konularında bazı sorunlar sergilemişti.

Oğullarını çok sevdikleri ve onun sürdürdüğü yaşam konusunda kalpleri kırık olduğu belliydi. Onun değişmesini ve sorumluluk taşıyan bir yaşam sürmesini sağlayabilmek için bildikleri her yolu denemişler, ancak bunların tümü başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Hala içki içiyor, sorumluluktan kaçıyor ve ne olduğu anlaşılamayan kişilerle ahbaplık ediyordu.

Bana, ona her istediğini sağlamış olduklarını söylediler. Okul yıllarında hep çok parası olmuş, böylelikle “çalışmak zorunda kalmamış, derslere ve sosyal yaşama ayırabileceği epey zamanı olmuş”tu.  Bir okulda başarısızlığa uğradığında veya derslere girmekten vazgeçtiğinde, “onun için daha iyi olabilecek” bir başka okula devam edebilmesi için ellerinden geleni isteyerek yapıyorlardı.

Onları bir müddet dinledikten sonra, dedim ki; “Sanırım oğlunuz haklı. Onun sorunu yok”

İnanmaz gözlerle tam bir dakika boyunca bana baktılar. Sonunda baba dedi ki, “Sizi doğru anladım mı? Sorunu olmadığını mı düşünüyorsunuz?”

“Doğru” dedim. “Onun bir sorunu yok. Sizin var. O aşağı yukarı her istediğini yapabiliyor. Siz ödüyor, üzülüyor, merak ediyor, planlıyor, onun için enerji harcıyorsunuz.  Onun sorunlarını siz almışsınız. Bunlar onun sorunu olmalı, ancak şu durumda bunlar sizin sorununuz.”

“Bilal’ın bazı sorunları olmasını sağlamanızda size yardımcı olmamı istermisiniz?”

Bana deliymişim gibi baktılar, ancak kafalarında bazı ışıklar yanmaya başlamıştı. “Ona bazı sorunlar edinmesinde yardımcı olmakla kastettiğiniz nedir?” diye sordu annesi.

“Sanırım bu sorunun çözümü bazı sınırlar açığa kavuşturarak davranışlarının size değil, kendisine bazı sorunlar yaratmasını sağlamak olacaktır.

“Sınırlar” demekle neyi kastediyorsunuz?” diye sordu baba.

“Şöyle düşünün;  O sanki sizin, kendi bahçesini hiç sulamayan bir komşunuz gibi. Ancak, siz sulama fiskiyenizi ne zaman çalıştırsanız, su onun baçesini suluyor.  Sizin çimleriniz sararıp ölürken, Bilal kendi yeşil çimlerine bakarak kendi kendine, “Benim bahçem iyi gidiyor” diye düşünüyor. İşte oğlunuzun yaşamı böyle. Ders çalışmıyor, plan yapmıyor, işi yok, buna rağmen iyi bir yerde yaşıyor, çok parası var, kendi görevini yerine getiren bir aile bireyinin sahip olduğu tüm haklara sahip.”

“Eğer mülkiyet sınırlarını biraz daha iyi tanımlarsak, eğer sulama sistemini sadece kendi bahçenizi sulayacak şekilde ayarlarsanız ve o da kendi bahçesini sulamazsa, toz-toprak içinde yaşamak zorunda kalacak. Bir zaman sonra bundan hoşnut olmayacaktır.”

Şu an ki durumda, O sorumsuz ve mutlu, siz de sorumlu ve mutsuzsunuz. Onun sorunlarını bir tahta perde yardımıyla sizin bahçeden uzak tutmalısınız; onun bahçesinde, ait oldukları yerde kalmalılar.”

“Bu biraz insafsızca değil mi?, böyle birden bire yardımı kesmek?” diye sordu baba

“Şimdiye kadar, ona yardımcı olmanın faydası oldu mu?” diye sordum.

Anne babanın bakışları beni anlamaya başladığını gösteriyordu.””

Buna benzer bir çok hikaye var çevremizde, fedakar ailenin nankör çocukları, fedakar eşler nankör kocalar, dostlarımızdan yediğimiz kazıklar vs. Sevdiklerimiz için yaptığımız bunca şeyden sonra onların bize yaptıkları,  verdikçe daha fazlası öyle değil mi? Aslında kendimize dönüp ne yapıyorum da böyle oluyor? Niye herkes bana böyle davranıyor? “Neticede ben iyilik yapıyorsam karşılığında onlarda iyilik yapmalı, anlamıyorum,” diyorsak, bu kitabı okumakta fayda var.  Bu ay sizlere Sınırlar kitabından seçtiğim bazı bölümleri paylaşıyor olacağım. Kendi davranışlarımızı değiştirerek başkaların davranışlarını değişterebilir miyiz?  Önümüzdeki hafta “Görünmeyen Mülkiyet Çizgileri ve Sorumluluk”  konusunu ayrıntılı olarak bahsediyor olacağım.

Sevgiyle kalın, sınırlarınızı koruyun.

Gamze ErgünEğitmen/Danışman
Bloğumuza abone olmak için:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.