“Sınırlar” kitabına devam…

17Ara

“Sınırlar” kitabına devam…

Kasım Ayı Kitabım;

Sınırlar 

Dr. Henry Cloud/Dr. John Townsend

 

Hayatımızda farkına varmadığımız ve sonrasında bir çok problemin temelini oluşturan soyut dünyadaki sınırları tarif ederken yine  kitaptan almış olduğum bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

“ Fiziksel dünyada, sınırları görmek kolaydır. Parmaklıklar, işaretler, duvarlar, bunların hepsi fiziksel sınırlardır, birinin sahip olduğu mülkün gözle görünür çizgilerini belirler. Mülkün sahibi kendi mülkü üzerinde olanlardan sorumludur.

Soyut dünyadaki sınırlar da aynı şekilde gerçektir. Ruhumuzu tanımlar, onu korumamız da ve ona bakmamız da bize yardımcı olur. Sınırlar, bizi tanımlar, neyin ben olduğunu ve neyin ben olmadığını tanımlar. Sınır bana, benim nerede bittiğimi ve bir başkasının nerede başladığını gösterir.

Tümüyle sınırlar kavramı, bizlerin ilişkilerimizle var olduğumuz gerçeği ile ilişkilidir. Bu nedenle, gerçekte sınırlar ilişkilerle ilintili ve son olarak da sevgi ile bağlantılıdır.

Sınırlarınızın diğerleri tarafından görülebilir kılınması ve ilişkilerle onlara iletilmesi gerektiğini söyler. “İlişkiler hakkında korkularımız nedeniyle, sınırlar konusunda pek çok sorunumuz vardır. Suçluluk, sevilmeme, sevgi yitimi,  bağlantı kaybı, onay eksikliği, öfkeye hedef olma, tanınma ve benzeri korkularla kuşatılmışızdır.”

Bunların tümü sevgide başarısızlıktır, oysa evrenin planı, bizim nasıl seveceğimizi öğrenmemizdir. Bu ilişki sorunları yalnızca ilişkiler içinde çözülebilir, çünkü sorunların kendisi ve ruhsal varlık, bu kapsam içinde yer alır.

Bu korkular nedeniyle, giizli sınırlar edinmeye çalışıırız. Sevdiğimiz birine dürüstçe “hayır” demek yerine, pasifçe ve sessizce kendimizi çekeriz. Karşımızdakine bizi incittiği için kendisine “öfke duyduğumuzu” söylemek yerine, gizlice kızgınlık duyarız. Çoğu kez, bir başkasının sorumsuzluğu ile gelen acıyı tek başımıza göğüsler, onların bu hareketinin bizi ve sevenleri nasıl etkilediğini kendilerine söyleyemeyiz; oysa bu onların ruhu için yararlı olacak bir bilgidir.

Başka durumlar da, bir kadın, kocasıyla uyum içindeymiş gibi davranarak, ondan duygu veya düşüncelerini yirmi yıl boyunca esirgiyerek sonra da birden bire bir boşanma davası açarak sınırlarını “ifade eder!”. Veya ana babalar yıllar boyu, sınırlar belirlemeksizin, feragat ederek çocuklarını “sever” ve bu gösterdikleri sevgi için öfke duyarlar. Çocuklar sevildiklerini asla hissetmeden büyür, zira dürüstlükten yoksun bırakılmışlardır ve ana babaları da şaşkındır; “Bütün yaptıklarımıza rağmen!”

Bu anlatılan durumlar da ilişkiler, ifade edilmemiş sınırlar nedeniyle hasar görmüştür. Sınırlarla ilgili olarak hatırlanması gereken bir önemli husus, onları ifade etsek de etmesek de, onların var olduğu ve bizleri etkileyeceğidir…”

Kendimizle ve başkalarıyla olan ilişkilerin temelini oluşturan başucu kitaplarımdan biri olan Sınırlar kitabından bir kaç alıntıyla kitabın neler anlatmak istediğini paylaşmak istedim.

Hayatımın en zor deneyimlerinden biri annelik sanırım, kendi davranışlarımızın çocuklarımıza doğrudan olan etkilerini görünce endişelenmemek mümkün değil. “Ne yapmalıyım?” derken, karşıma   “Çocuklarla El Ele Ebeveynlik” kitabı çıktı ve önümüzdeki hafta sizlere  bu kitaptan bahsetmek istiyorum.

 

Sevgiyle Kalın,

 

Gamze ErgünEğitmen/Danışman
Bloğumuza abone olmak için:

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.