Keşke dememek için…

10Ara

Keşke dememek için…

Merhaba.

Ben bu blogta sizlerle kimi zaman sorunlu krediler anılarımı, kimi zaman da finansal tablolar analizinde dikkat edilmesi gereken kritik noktaları paylaşacağım.

İlk yazımda erken uyarı sinyallerini de içeren bir deneyimimi paylaşmak istiyorum. Bankacılıktan ayrıldıktan sonra bir çok sektörde bazı firmalarda finansal danışmanlık ve genel müdürlük görevlerinde bulundum. Bankacılık tecrübesinden sonra reel sektör tecrübesi başka bakış açıları kattı hayatıma. 2008 yılından bu yana bankacılara verdiğim eğitimlerde bol miktarda bu deneyimlerimden bahsediyorum.

Bankacılık açısından da önemli bir deneyim olduğunu düşündüğüm olaya bir tekstil firmasında şahit oldum. Aynı ilde aynı sektörde faaliyet gösteren firmalar birbirlerini iyi tanırlar. Yurtdışına ihracat yapan bir tekstil firması likiditesini yönetmekte oldukça zorlanmaya başlamıştı. İhracat siparişleri tarafında hiçbir problemi bulunmayan firma tüm alımlarını piyasadan çek karşılığı yapmaktaydı. O ana kadar çek ödemelerinde herhangi bir sorun olmamıştı ancak firmanın piyasada çok fazla çekli borcu bulunmaktaydı. Bu yüzden piyasa artık yeni mal satmakta sıkıntı yaratıyordu. Çekle mal alamayan firma gelen ihracat siparişlerinin üretimini yapabilmek için banka kredisi arayışına girmişti. Hali hazırda bir çok bankadan kullanmış olduğu kredileri bulunmaktaydı ancak limit doluluk oranı yüksekti. Bir bankada kullanılmamış bir kısım kredi limiti vardı. Krediyi kullanmak istediğinde bankanın şube yetkilileri krediyi kullandırmakta biraz tereddüt ettiler. Nihayetinde firmanın memzuç riski çok yüksekti ve bu bankaların dikkatini çekmekteydi. Bundan dolayı da yeni kredi kullandırımlarında firmaya olumlu yanıt veremiyorlardı. Limit boşluğu olan bankanın şube yetkilileri firmadan kredi kullandırım talebi geldiğinde firmayı ziyaret etmek istediklerini bildirdiler. Tabi ki firma kabul etti bu ziyareti. Ancak bir sorun vardı. Firmanın elinde siparişleri vardı bunu bankalara kanıtlayabiliyorlardı. Ancak bu siparişleri gerçekleştirebilecekleri temel hammadde olan kumaşları yoktu. Zaten krediyi de piyasadan kumaş alabilmek için istiyorlardı. Şimdi şube yetkilileri fabrikayı  ziyarete gelince mutlaka depoyu ziyaret etmek isteyeceklerdi. Ama maalesef depo boştu.

Bu ve benzeri bir çok durumda reel sektörde faaliyet gösteren bir çok firma gerek finansal tablolarını gerekse de fiziki durumlarını makyajlama yöntemlerini iyi bilirler. Benim şahit olduğum ve duyduğum buna benzer durumlarda firmaların uyguladıkları yöntemlerden bazıları banka yetkililerini 5 yıldız bir otelin lobisinde ya da fabrika dışında bir mekanda ağırlamak (bankacı bir arkadaşım ülkenin önde gelen bir firmasının böyle bir şey yaptığını anlatmıştı), bankacının ziyaret talep ettiği telefon görüşmesinin hemen ardından firma patronunun ve finansman müdürünün şubeye aniden ziyarete gitmesi gibi yöntemler. Ama yukarıda anlattığım firma çok daha farklı bir yöntem uyguladı. Firma ihracatlarını sektörün dış ticaret firması üzerinden gerçekleştiriyordu. Tıpkı aynı sektördeki bir çok firma gibi. Dolayısıyla aslında sadece ihracattan doğan KDV iadesi avantajının yanı sıra büyük bir camia içinde olmanın avantajlarını da kullanabiliyorlardı. Yukarıda bahsettiğim olayda firmanın 1 günlüğüne yani banka şubesinin ziyaretinin gerçekleşeceği günde kumaş stoğuna ihtiyacı vardı. Böyle bir camianın içinde bulunmaktan dolayı aslında bunu biraz maliyete katlanarak gerçekleştirebilirdi. Ve gerçekleştirdi de. Şube ziyaretinden bir gün önce tüm gece boyunca tırlarla başka firmalardan kumaş stoğu geldi ve depoya yığıldı. Ertesi gün şube yetkilileri firmaya ziyarete gittiler. Tabi ki fabrikayı ve depoyu gezmek istediler. Depoda yığılı kumaşları görünce şube yetkililerinin içi biraz rahatladı. “Oh..neyse firmanın elindeki siparişleri üretebilmek için kumaşı vardı. Artık işçinin maaşı gecikmiş bile olsa bu üretim gerçekleşir ihracat yapılırdı. “ Oysaki depodaki kumaşlar firmanın elindeki ihracat siparişine konu olan kumaş türü değildi.

Peki bankacı olarak ne yapmak gerek? İşte bazı öneriler:

*** Her canlı krediden şüphelenmek gerek

*** Piyasaları iyi okumak gerek

*** Kredili firmanın sektörünü ve faaliyetlerini iyi tanımak gerek.

*** Her kredi eğitiminde söylenen SWOT analizini gerçekten yapmak yani firmanın güçlü,zayıf yönleri ile fırsat ve tehdit unsurlarını analiz etmek gerek.

*** Riskin ve şüphenin arttığı durumlarda firmanın tüm detaylarına hakim olmak gerek. Öyle ki yukarıdaki örnekteki gibi bir firmada elindeki ihracat siparişinin detayını öğrenmek, deposundaki kumaşın bu siparişi gerçekleştirebilecek bir kumaş cinsi olup olmadığını bilmek ve örneğin sipariş bir t-shirt siparişi ise her bir t-shirt üretimi için 220 gram kumaş gerektiğini, depodaki kumaş miktarının  kaç parça üretime yetebileceğini kestirebilmek gerek. Şimdi bir çoğunuzun biz bankacı mıyız yoksa tekstil uzmanı mıyız dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ama maalesef ki bankacıysanız, kredi kararı veriyorsanız, kredi portföyü yönetiyorsanız bu kadar detaya hakim olmanız gerekiyor.

*** Şüphe duyduğunuz zamanlarda ani, baskın ziyaretler yapmak gerek.

Listeyi daha çok uzatabiliriz. Gerisi eğitimlerde :)))

Şimdilik benden bu kadar…Son söz olarak keşke dememek için kredi canlı iken önlemlerinizi alın derim…

Sağlıcakla kalın…

Hakan ŞentürkEğitmen / Danışman
Bloğumuza abone olmak için:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.