Bildiklerimin altını çizmek ve yeni bilgiler edinmenin dayanılmaz hafifliği: Duygusal Zeka

17Şub

Bildiklerimin altını çizmek ve yeni bilgiler edinmenin dayanılmaz hafifliği: Duygusal Zeka

 

Hafta içinde “duygusal zeka” ve liderlik ile ilgili bir seminere katıldım. Eş zamanlı olarak da her iki konuyu da ilgilendiren bir kitabı okumaya ve hatta çözümlemeye devam ediyorum. Henüz kitabı bitirmedim ama içimden erkenden bir yazma dürtüsü geldi. Hayatta en önem verdiğim şeylerden birisi yeni bir şeyler öğrenmek, diğeri de edindiğim her şeyi başkalarıyla paylaşmak. Eh bu aralar duygusal zekayı ilgilendiren bir çok konu etrafımda dönüp duruyorsa bir şeyler yazmak şart dedim.

 

Ancak bu konu hakkında edindiğim bilgiler o kadar fazlalaştı ki yazıya nereden başlasam diye durup düşünmeye başladım. Sonunda karar verdim. Bu yazıya tabi ki de Duygusal Zekanın ustası Daniel Goleman’ın bir sözü ile başlamalıydım.

 

“Eğer duygusal becerilere sahip değilseniz, kendinizle ilgili farkındalığınız yoksa, sizi endişeye iten duygularınızı yönetmekte zorlanıyorsanız, empati yapamıyor ve etkileyici ilişkiler kuramıyorsanız ne kadar zeki ve akıllı olduğunuzun bir önemi yok”

 

Biliyorsunuzdur Daniel Goleman liderlik üzerine araştırmalar yapan ve bir çok kitap yazan dünya çapında tanınan bir yazar. Daniel Goleman yaptığı işte öncelikle başarılı insanların başarılarının ardındaki etkenleri ortaya çıkarmaya odaklanmıştır. Bu konuda bir çok araştırma sonucu elde ettiği verilere göre de en önemli etkenin duygusal zeka olduğu sonucuna  varmıştır.

Peki nedir bu duygusal zeka? Hafta başında katıldığım seminerde “duygusal zeka” tanımlamasının da yıprandığı, başka bir tanımlama bulunması gerektiği tartışıldı. Ama şimdilik böyle bir tanımlama yok maalesef. Başka bir tanımlama bulunana kadar Duygusal Zeka demeye devam edeceğiz. O halde sözcüklere takılmadan bize ne anlatmaya çalıştıklarına bir bakalım isterseniz:

 

**Kendi ve diğer insanların duygularını tam olarak tanımlayabilme becerisi

**Düşünme ve problem çözme eylemlerinde duygulardan faydalanabilme becerisi

**Hem kendi duygularını ayarlayabilme, kontrol altına alabilme, yönetme becerisi hem de başkalarının içinde bulundukları duygu durumunu değiştirebilme becerisi (sakinleştirme vb)

 

Bunları daha da çok sıralayabiliriz.

Biliyorsunuz Duygusal Zeka kavramını ilk ortaya atanlar Yale Üniversitesinden John D. Mayer ve Peter Salovay’dir. Daniel Goleman duygusal zekanın iş hayatındaki öneminin altını çokça çizmiş ve duygusal zekası yüksek olan bir ekibin daha başarılı işler çıkartabildiğini defalarca ortaya koymuştur.  O halde gelin Daniel Goleman’ın tespit ettiği iş hayatında başarılı olan kişilerin etkili alışkanlıklarına ve davranış modellerine bir göz atalım:

 

**Değişimden korkmazlar. Adeta değişimin öncüsüdürler. Eğer işin, hayatın akışı için bu değişim kaçınılmaz ise hemen adapte olabilirler.

**Kendilerinin farkındalardır. Hem güçlü yönlerini bilirler hem de gelişim alanlarını kendilerine itiraf edip yol planı yapabilirler. Güçsüzlükleri onları asla engellemez.

**Empati ustasıdırlar. Empatinin insan ilişkilerinde ne kadar önemli olduğunun farkındalardır. Gerek birlikte çalıştığı iş arkadaşları, gerek müşterileri ve gerekse tüm iletişimde olduğu insanların ne hissedebileceklerini, nasıl tepki verebileceklerini doğal bir yetenek gibi anlayabilirler.

**Mükemmeliyetçi değillerdir. Mükemmelliğin, kusursuzluğun imkansız olduğunu düşünürler. Bunun yerine hatalarından öğrenmeyi tercih ederler.

**Dengeli bir hayat sürdürürler. Siz de fark etmişsinizdir, bazı insanlar hem işe yeterince vakit ayırır, hem özel hayatını oldukça iyi yönetir, sosyaldir, yeme alışkanlıklarına ve sağlığına dikkat eder, spora vakit ayırır gibi bir çok şeyi dengeli bir şekilde hayatına dahil etmiştir.

**Meraklıdırlar. Ve belki de doğuştan sahip oldukları bu merak duygusu ile etraflarında zevkli, renkli kişilikler olarak bilinirler. Yargılamaktan çok olasılıklara odaklanırlar. Çokça soru sorarlar ve yeni çözümlere açıktırlar.

**Her yeni günün şükredecek bir şeyler getirdiğine inanırlar. Karamsar değillerdir. Kendi yaşamlarından memnunlardır ve negatif tutumlu insanların yaşamlarını olumsuz etkilemesine izin vermezler.

 

Bu 7 alışkanlıktan hangileri sizde de var? Ben bu yazıyı yazarken kendimde geliştirmem gereken konuları tespit ettim. Önümüzdeki dönemde o konularda gelişim sağlayabileceğim planlar kafamda oluşmaya başladı bile.

 

Duygusal zekası yüksek olan insanların kendi ve çevrelerindeki insanların hayatlarını, işlerini nasılda güzelleştirdiklerine çokça şahit oldum. Umarım bir gün hepimiz bu 7 alışkanlığı doğal bir yetkinlik gibi içselleştiririz. O halde önce 1.maddeden başlayalım. Değişimden korkmayın.

 

 

Sevgi KurtEğitmen / Danışman
Bloğumuza abone olmak için:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.